Alevilerin anlami Parist'te ne ise Istanbuld'da da odur...

Nach unten

Alevilerin anlami Parist'te ne ise Istanbuld'da da odur...

Beitrag  Admin am Sa Jan 05, 2008 7:29 am

Alevlerin anlamı Paris’te ne ise İstanbul’da da odur


Faşist sömürgeci diktatörlük Kürt halkına yönelik ateşini Güney Kürdistan’a taşırırken, Kürt isyanının ateşi de Batı metropollerine taşıyor. Savaşın her iki tarafı da kendi ‘sınır’larını aşıyorlar. Bu, savaşın diyalektiğidir. 9 Aralık gecesi Kağıthane’de başlayan araç yakma eylemleri, yayılarak sürüyor. Hemen her gece kundaklama haberleri geliyor. 16 gün içinde 50’den fazla araç ateşe verildi.

Başlangıçta araçlar rastgele seçilirken, giderek eylemlerin daha bilinçli bir tarzda gerçekleştirildiği gözleniyor. BMW, Porche gibi ithal lüks araçlar, MHP amblemli araçlar veya Yüksekova’da olduğu gibi astsubaylara ait araçlar hedef alınıyor. Burjuva medyanın demagogları bile bu gerçeği teslim etmek zorunda kalıyorlar.

Bu seçicilik, eylemin ezilenlere ait olduğunu ayırt ediyor, onun amacını aydınlatıyor. Hedefin ezenler olduğunu açığa vuruyor. Eylemler tırmanırken, bu ayırt edici yönün titizlikle gözetilmesi, artan bir önem kazanıyor.

Kürt gençliği, Fransız göçmen gençliğinden öğreniyor.
5 Kasım zirvesiyle emperyalist Washington’la sömürgeci Ankara arasında nasıl bir hat kurulduysa… Paris’in yoksul-ezilen göçmenleriyle İstanbul arasında da bir hat kuruluyor. Faşist diktatörlük nasıl İsrail’in Lübnan’da yaptıklarından öğreniyorsa, Kürt ezilenleri de göçmen gençliğin Paris’te yaptıklarından öğreniyor. Savaşçı Türk medyası, dün İsrail Lübnanlı sivilleri bombalarken “insaniyet namına” isyandaydı! Bugün Irak Kürdistan Federe Bölgesindeki köyler, okullar, hastaneler Türk savaş uçaklarınca bombalanırken, köylüler zorunlu göçe maruz kalırken ölü sessizliğine gömülüyor…

Aynı medya, dün göçmenler Fransız metropollerini yakarken “Türkiye düşmanı Sarkozy” zarar görüyor diye ellerini ovuşturuyor, eylemlerin göçmenlerin sosyal sorunlarından kaynaklandığını analiz ediyordu. Bugün Kürt gençlerinin lüks araçlara yönelik eylemleri karşısında ise bu şiddetin “sosyal köklerini” sorgulamak hiçbirinin aklına gelmiyor. Adi suç olayları gibi ele alıyorlar. “Neron”, “haydutlar”, “eşkiyalar”, “kabus büyüyor” nidaları eşliğinde veriyorlar haberleri.

Kimi küçük burjuva reformistleri ise, alevler uzakta, Paris’te yandığı sürece onunla içini ısıtıyor, hoş bir romantizm yaşıyordu. Alevler yanı başlarında parlayınca bu kez paniklediler, “Tehlikeli tırmanış” manşetleriyle korkularını açığa vurdular.

Yakılan otomobillerden yükselen alevlerin anlamı Paris’te ne ise, İstanbul’da da odur. Bu susturulmuş, ezilen bir halkın konuşma, protestosunu ortaya koyma, kendini ifade etme biçimidir. Bu, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların çığlığıdır. Hiçkimse bu eylemleri Kürt halkının omuzlarındaki, giderek sıkılaştırılan boyunduruktan kopararak ele almasın, tartışmasın.

Kürtler ezilirken, egemenlerin kirli savaşına hedef olurken, bu ateşin sadece ‘uzaklarda bir yerde’ kalacağını sanmasın. Bu eylemlerde tek tek vatandaşların gördüğü zararların sorumlusu Ankara’daki sömürgeci faşist iktidardır.

Kürt sorununu sınırötesi operasyonlarla, zulmü ve şiddeti koyulaştırarak ‘çözeceğini’ iddia edenlerdir, yanan arabaların sorumlusu! Herkes görmelidir artık...

Bu yüzden Erdoğan, tam bir suçluluk psikolojisiyle, “Bu eylemleri yapanlar kendini mazlum göstermesin” diyor. Bunun mazlumların isyanı olduğunu iyi biliyor. O konuşurken AKP sıralarından yükselen, “Asmalı bunları” nidaları çok şey anlatıyor. Erdoğan, Kürt gençliğinin direnişi karşısında Sarkozy’leşiyor.

“Haydutlar” diyor Kürt gençlerine. Ama tıpkı Sarkozy gibi, Erdoğan da çaresiz, polis terörünü tırmandırmayı tek çözüm olarak görüyor.

Zulmünüz artsın, Ankara’nın tiranları. Bu ateş, emin olun sizi de yakacak!

Atılım gazetesinin 189. sayısında yayınlanan köşedir.
avatar
Admin
Admin

Anzahl der Beiträge : 124
Anmeldedatum : 02.01.08

Benutzerprofil anzeigen http://aleviler.forumieren.de

Nach oben Nach unten

Nach oben


 
Befugnisse in diesem Forum
Sie können in diesem Forum nicht antworten